Çaresizce beklerim kötü haberi, Bir kere bile yüzüm gülse ne olurdu ki ? İnsanlar gülmek için vardır bu hayatta, Bense onları izleyen çaresiz bir kaplumbağa. İnsanlar için gülme vakti geldiğinde, Çekilirim kabuğuma… ~Katil Civciv~
Ne matem edebilecek kadar güç bıraktın, Ne sana kızabilecek kadar sevgi, Aymaz bir gecenin derin yalnızlığını süzerken, Kaybolmuş yılların birikimi düşer gözlerimden
Gece soğuk gece ıssız, aynalara bakan gözler umutsuz, Kargaşa yüklü gönlüm aç ve susuz, Hep mi böyle olur sevginin sonucu? Yoksa ben mi yürüdüm en acımasız yolu?
Ne git diyebiliyorum ne gel, bunu tarif edemem Kırlangıçlar güvercinler uçuşur tellerden Sen bilirsin demek isterdim yalan olmasa Belki varlığını tanımazdım ay yüzüne vurmasa
Kaderin cilvesi hep acı tatlı bir telaşedir, Ruhum serin bir rüzgara kapılmış pervanedir, Bugün bir tek senden değil kendimden de vazgeçip, Bulutlara çizerim resmini gönlüme nakşedip.
Güneş bugün soğuk, Gece alacakaranlık, ay donuk, Karartı sokaklarımı kapladı, Ben de bize yetebilecek kadar sevgi kalmadı.
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? VİCTOR HUGO
Uyan misto Bak it dadandi köy e Ne ciger kaldi,ne kete Tavuklar tikili kaldi kümüste Ne bugday yetti,ne arpa kaldi geriye,it it i cagirdi Dolustular bak köye Köy bizimdi,un bizim, Nan bizimdi,et bizim Kapilar kapali bak simdi Bana dokunmayan yilan diyor hemo,fate görmezden geliyor Komsunun besikteki bebesini Dislemis bak it Ne tavak kaldi bak,ne kiremit Suya gitmeye korkar oldu gelinler, Uyan misto,bak it dadandi köye Sira sana geliyor, Dislenmek sana, Köpük saciyor bak it Bide kuduz,badem tüylü Sürü sürü geliyor it Köyden de edecek bak bizi Bagladi elimizi,dilimizi Simdi uyumanin vakti degil Uyan misto Al eline baba yadigari kirmaliyi Cokdan cok,az dan az vurusalim biraz, Hane bizim,köy bizim ekmek bizim,emek bizim Uyan misto Vurusalim Kavga bizim….
Merhaba,benim elleri tezek kokan,gün görmemis anadolu kadinim,ayagini sehre basmamis Deniz nedir bilmeyen Kapi süpüren,inek sagan, Basi önde erkegine,otuzuna gelmeden dört cocuk getiren Elleri nasirlim,anadolu kadinim Her bir parmaginda yemis Dört cocugun dördüne Birde erine, Bakmaya mecbursun, Dogdugun cografyanin Kurbanisin, Simdi sirtlan heybeni Dert dolu,aci dolu Sirtlan gün beklemez Kadan alam,kurban olam Ne yildizlar döküldü oysa üzerine Ne günesler dogdu Ne güzel sabahlar odana Bir keder mi yagdi üzerine Sanirsin, Merhaba menekse salvarlim, Merhaba anadolu kadinim, Diktigin agacin, Her dalinda,her yapraginda Umut filizlenir,ana rahminden yeni dogana, Egme basini,kaldir Vurma dösüne,dösü yaralim Simdi konusmanin sirasidir Hürriyet iki dudaginin arasinda Ne duvar da asili kalmali tambur Ne söz dudak‘da Ac simdi örgüleri, Savur saclarini rüzgara Bu han senin,bu ev,bu kasaba,bu dünya senin, Bagir,haykir alacakaranliga Ya hürriyet,ya ölüm, Sözün cogu sende Sende anadolu kadinim, …..
BU HAYATA SEVDİKLERİN KİYMETİNİ BİLİN ÖZELİKLE İYİ İNSANLARİN ÇÜNKÜ BUGUN VAR YARİN YOKLAR YAŞADİGİM İÇİN SÖYLÜYORUM KENDİNİZE İYİ BAKİN ALLAHA EMANET 😢
Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu, ağlardım Beni sevmiyordun, bilirdim Bir sevdiğin vardı, duyardım Çöp gibi bir oğlan, ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka’dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kuş gibi gülerdi Bir rüzgâr aklımı alırdı Sessizce bir cigara yakardın Parmaklarımın ucunu yakardın Kirpiklerini eğerdin, bakardın Üşürdüm, içim ürperirdi Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu, ağlardım
Çaresizce beklerim kötü haberi,
Bir kere bile yüzüm gülse ne olurdu ki ?
İnsanlar gülmek için vardır bu hayatta,
Bense onları izleyen çaresiz bir kaplumbağa.
İnsanlar için gülme vakti geldiğinde,
Çekilirim kabuğuma…
~Katil Civciv~
Ne matem edebilecek kadar güç bıraktın,
Ne sana kızabilecek kadar sevgi,
Aymaz bir gecenin derin yalnızlığını süzerken,
Kaybolmuş yılların birikimi düşer gözlerimden
Gece soğuk gece ıssız, aynalara bakan gözler umutsuz,
Kargaşa yüklü gönlüm aç ve susuz,
Hep mi böyle olur sevginin sonucu?
Yoksa ben mi yürüdüm en acımasız yolu?
Ne git diyebiliyorum ne gel, bunu tarif edemem
Kırlangıçlar güvercinler uçuşur tellerden
Sen bilirsin demek isterdim yalan olmasa
Belki varlığını tanımazdım ay yüzüne vurmasa
Kaderin cilvesi hep acı tatlı bir telaşedir,
Ruhum serin bir rüzgara kapılmış pervanedir,
Bugün bir tek senden değil kendimden de vazgeçip,
Bulutlara çizerim resmini gönlüme nakşedip.
Güneş bugün soğuk,
Gece alacakaranlık, ay donuk,
Karartı sokaklarımı kapladı,
Ben de bize yetebilecek kadar sevgi kalmadı.
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
VİCTOR HUGO
Uyan misto
Bak it dadandi köy e
Ne ciger kaldi,ne kete
Tavuklar tikili kaldi kümüste
Ne bugday yetti,ne arpa kaldi geriye,it it i cagirdi
Dolustular bak köye
Köy bizimdi,un bizim,
Nan bizimdi,et bizim
Kapilar kapali bak simdi
Bana dokunmayan yilan diyor hemo,fate görmezden geliyor
Komsunun besikteki bebesini
Dislemis bak it
Ne tavak kaldi bak,ne kiremit
Suya gitmeye korkar oldu gelinler,
Uyan misto,bak it dadandi köye
Sira sana geliyor,
Dislenmek sana,
Köpük saciyor bak it
Bide kuduz,badem tüylü
Sürü sürü geliyor it
Köyden de edecek bak bizi
Bagladi elimizi,dilimizi
Simdi uyumanin vakti degil
Uyan misto
Al eline baba yadigari kirmaliyi
Cokdan cok,az dan az
vurusalim biraz,
Hane bizim,köy bizim
ekmek bizim,emek bizim
Uyan misto
Vurusalim
Kavga bizim….
Merhaba,benim elleri tezek kokan,gün görmemis anadolu kadinim,ayagini sehre basmamis
Deniz nedir bilmeyen
Kapi süpüren,inek sagan,
Basi önde erkegine,otuzuna gelmeden dört cocuk getiren
Elleri nasirlim,anadolu kadinim
Her bir parmaginda yemis
Dört cocugun dördüne
Birde erine,
Bakmaya mecbursun,
Dogdugun cografyanin
Kurbanisin,
Simdi sirtlan heybeni
Dert dolu,aci dolu
Sirtlan gün beklemez
Kadan alam,kurban olam
Ne yildizlar döküldü oysa üzerine
Ne günesler dogdu
Ne güzel sabahlar odana
Bir keder mi yagdi üzerine
Sanirsin,
Merhaba menekse salvarlim,
Merhaba anadolu kadinim,
Diktigin agacin,
Her dalinda,her yapraginda
Umut filizlenir,ana rahminden yeni dogana,
Egme basini,kaldir
Vurma dösüne,dösü yaralim
Simdi konusmanin sirasidir
Hürriyet iki dudaginin arasinda
Ne duvar da asili kalmali tambur
Ne söz dudak‘da
Ac simdi örgüleri,
Savur saclarini rüzgara
Bu han senin,bu ev,bu kasaba,bu dünya senin,
Bagir,haykir alacakaranliga
Ya hürriyet,ya ölüm,
Sözün cogu sende
Sende anadolu kadinim,
…..
Yıldızlar oluşunca ne güzelde parıldarlar ama
Ben doğarken söndüm
Kara toprak ne de güzeldir şimdi ama
Ben yaşarken öldüm
BU HAYATA SEVDİKLERİN KİYMETİNİ BİLİN ÖZELİKLE İYİ İNSANLARİN ÇÜNKÜ BUGUN VAR YARİN YOKLAR YAŞADİGİM İÇİN SÖYLÜYORUM KENDİNİZE İYİ BAKİN ALLAHA EMANET 😢
… İşte bu üç nokta söyləyəcək çok şey var anlatacak derman kalmadı haykıracak çok şey var ama ses bırakmadılar ahh boğazımı düğümlüyor
…işte bu üç nokta.
Hi friend
Azerbaycanin ayrılıq hagginda müzik 😢
this song reminds me a homeless man with a dark life
Insan pis olunca gözden yaşmi akmali ?Insan gülerek aglayamazmi)
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Bir rüzgâr aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
Nazım HİKMET
1:00
Kalbimin en güzel yeri
" senin içimde ölmeni beklerim "
dope
Ne Yalan bi aşk ama gerçek acı çekmek.
tanıdığın tüm insanlar arasında kaç kişi senin içinde neler olduğunu gerçekten görüyor?
Hayat Damarıma…
Yine günlerden akşam
Yine içim darmaduman
Yine gözlerim dolardı
İki güle muhtaç ettin beni
Bakardım her akşam semaya
Kalbim parçalanırdı karanlıkta
Gönlüm seni isterdi oysa
İki güle muhtaç ettin beni…
😢❤
Bu kadar huzunlu nasil olabilir bir muzik